Bazı insanlar bu dünyadan göçüp gider; ancak isimleri, duruşları ve bıraktıkları iz hiçbir zaman silinmez. Çünkü onlar ömürlerini sadece kendileri için değil, inandıkları değerler uğruna yaşarlar. İşte Malatya'nın kıymetli kanaat önderlerinden, hocamız Ramazan Keskin de böyle müstesna bir dava adamıydı.
28 Şubat'ın karanlık günlerinde, başörtüsü uğruna verilen onurlu mücadelenin en ön saflarında yer aldı. İnancından, davasından ve doğrularından bir an olsun geri adım atmadı. Bacılarımızın başörtüsüne uzanan her haksızlığa karşı dimdik durdu. O günlerde susmanın kolay, konuşmanın ise bedel gerektirdiği zamanlarda, hocamız Ramazan Keskin hakkın yanında olmayı tercih etti.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, aslında onun sadece bir mücadele vermediğini; bir nesle cesaret, sabır ve vakur duruş miras bıraktığını görüyoruz. Dava adamları ölmez; eserleriyle, yetiştirdikleri insanlarla ve bıraktıkları güzel hatıralarla yaşamaya devam ederler.
Hocamız Ramazan Keskin'in ardından söylenecek en güzel söz belki de şudur: Rabbine verdiği sözü bozmadı, davasına sadakat gösterdi ve ömrünü inandığı hakikat uğruna tüketti. Böyle insanların yokluğu yalnızca ailelerini değil, onları tanıyan herkesin yüreğini sızlatır.
Bugün gönlümüz hüzünlü… Çünkü sadece bir kanaat önderini değil, bir büyüğümüzü, bir dava insanını, bir gönül adamının vefatının seniyedevriyesi...
Rabbim hocamız Ramazan Keskin'e sonsuz rahmetiyle muamele eylesin. Mekânını cennet, makamını âli eylesin. Geride bıraktığı hayırlı mücadeleyi ve güzel izleri amel defterine sadaka-i câriye olarak yazsın.
Vesselam...

.jpg)







