Buradan açık ve net ifade ediyoruz:
Malatya Kayısısı'nın tescilini bugün hiçbir siyasetçi veremez, hiçbir siyasetçi de geri alamaz. Çünkü bu tescili asırlar önce tarih yazmış, Evliya Çelebi kayıt altına almış, dünya ise çoktan kabul etmiştir.
1655 yılında Malatya'yı ziyaret eden büyük seyyah Evliya Çelebi, Seyahatnamesi'nde Malatya'nın binlerce meyve bahçesinden, birbirinden değerli kayısı çeşitlerinden ve bu bereketli toprakların eşsiz meyvelerinden övgüyle bahsetmektedir. Kayısının kurutularak değerlendirildiğini ve Malatya'nın bu ürünle anıldığını kayıt altına almıştır. Bundan yaklaşık 370 yıl önce kaleme alınan bu satırlar, Malatya'nın kayısıyla özdeşleştiğinin en önemli tarihî belgelerinden biridir.
Şunu da unutmamak gerekir ki, Evliya Çelebi bu değeri ortaya çıkaran kişi değildir. O, zaten asırlardır Malatya'da var olan köklü bir üretim kültürünü kayıt altına almıştır. Bir ürünün 1655 yılında Seyahatname'ye konu olacak kadar tanınmış olması, kayısının çok daha öncesinden bu topraklarda yetiştirildiğinin; Malatya insanının kayısıyı kurutarak, gün kurusu ve pestil gibi geleneksel ürünlere dönüştürüp ekonomik ve sosyal hayatının önemli bir parçası hâline getirdiğinin en güçlü göstergelerinden biridir.
Bugün dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin, "kayısı" denildiğinde akla gelen ilk şehir Malatya'dır. Bu sadece bir coğrafi işaret meselesi değil; yüzyılların emeği, üretimi, ticareti ve alın teriyle oluşmuş uluslararası bir marka değeridir.
Elbette Baskil'de, Gürün'de, Elbistan'da, Gerger'de ve çevre ilçelerde de kayısı yetişmektedir. Buna kimsenin itirazı yoktur. Ancak komşu ilçelerde üretim yapılması, Malatya Kayısısı'nın tarihî kimliğini ve dünya çapındaki marka değerini değiştirmez.
Bugün Malatya; yaklaşık 9 milyon kayısı ağacı, onlarca ihracatçı firması, modern paketleme ve işleme tesisleri, lisanslı depoları, Kayısı Araştırma Enstitüsü ve dünya kuru kayısı ihracatındaki öncü konumuyla yalnızca üretimin değil, aynı zamanda kayısı ekonomisinin de merkezidir. Bu gerçekler tartışmaya değil, takdire değerdir.
Bizim Baskilli kardeşlerimizle hiçbir sorunumuz yoktur. Dün olduğu gibi bugün de aynı sofrayı paylaşan, aynı pazarda alışveriş yapan, aynı şehirde omuz omuza yaşayan kardeşleriz. Kimsenin, yılların kardeşliğini siyasi polemiklere malzeme yapmaya hakkı yoktur.
Asıl konuşulması gereken konu; üreticimizin neden emeğinin karşılığını alamadığıdır. Kayısı dalında değer kaybederken, çiftçimiz artan maliyetlerle mücadele ederken, üretici destek beklerken şehirleri karşı karşıya getirecek suni tartışmaların ne Malatya'ya ne Baskil'e ne de üreticimize en küçük bir faydası vardır.
Milletvekillerimizin enerjisini, tarihî gerçekleri tartışmaya değil; kayısının hak ettiği değeri bulmasına, üreticimizin daha fazla kazanmasına, yeni ihracat pazarlarının açılmasına ve çiftçimizin sorunlarının çözümüne harcamasını bekliyoruz.
Evliya Çelebi, Malatya kayısısını keşfetmemiş; zaten asırlardır bu topraklarda yaşayan bir değeri kayıt altına almıştır. Malatya Kayısısı'nın gerçek tescili, resmî belgelerden önce tarihimizin hafızasında, milletimizin emeğinde ve bu bereketli toprakların alın terinde yapılmıştır.
Büyük Birlik Partisi Malatya İl Başkanlığı
.jpg)
Malatya'da Genç Bisikletçiler Aranıyor: Türkiye Şampiyonası İçin Kayıtlar Başladı
Keskin’den Malatya II. Gastronomi ve Kültür Sokağı Etkinliği Davet
Malatya’dan Diyarbakır’a Yardım Köprüsü:TÜMDER'den Hayır Severlere Çağrı
Malatyalı hakem Mehmet Ilkım, Dünya Şampiyonası finalini yönetecek







