reklam reklam
ALTIN
 
DOLAR
 
STERLİN
EURO
 

reklam

Bugün ölüm yıl dönümünde,

‎Onu yargılamaktan çok

‎Anlamayı tercih ediyorum.

‎Çünkü Abdülhamid,

‎Bir dönemin değil;

‎Bir vicdanın adıdır...

‎Sultan Abdülhamid Han’ın yaşadığı yıllara tanıklık etmedim.

‎Ama şuna tanıklık ediyorum:

‎Aradan geçen onca zamana rağmen, adı hâlâ konuşulan, hâlâ tartışılan, hâlâ bir yerlerden kalbe dokunan çok az lider var.

‎Abdülhamid Han onlardan biri.

‎Bugün ölüm yıl dönümünde, onu ne sloganlarla yüceltmek istiyorum ne de ezberlenmiş ithamlarla mahkûm etmek.

‎Benim derdim, anlamaya çalışmak.

‎Çünkü Abdülhamid’i anlamadan, bu toprakların neden bu kadar temkinli, bu kadar yaralı ve bu kadar hafızalı olduğunu anlamak zor.

‎O, bir yükseliş döneminin değil;

‎Bir çöküşün ortasında devlet yönetmiş bir padişahtı.

‎Her adımın bedel olduğu, her kararın bir parçayı daha koparabileceği bir dönemde...

‎Bugünden bakınca bazı kararları sert görünebilir.

‎Ama o sertliğin arkasında keyif değil, korku vardı.

‎Devletin dağılma korkusu…

‎Milletin savrulma korkusu…

‎Savaşla kazanılamayacak bir çağda,

‎Zaman kazanmayı tercih etti.

‎Toprak kaybetmemek için geri adım attı.

‎Ve belki de en zor olanı yaptı:

‎Popüler olmamayı göze aldı.

‎Bugün herkes alkışla anılmak ister.

‎Abdülhamid ise yalnız kalmayı kabul etti.

‎Çünkü bazen liderlik, sevilmek değil;

‎yük taşımaktır.

‎Eğitime verdiği önem,

‎Ulaşımda attığı adımlar,

‎Devleti ayakta tutmak için kurduğu istihbarat ağı…

‎Bunlar tesadüf değil;

‎Geleceği sezme çabasının izleridir.

‎Filistin meselesindeki tavrı,

‎Onun zihnindeki devlet anlayışını açıkça gösterir.

‎Toprağı bir meta değil,

‎Bir emanet olarak gördü.

‎Onu anlamaya çalışmak, tarih karşısında bir sorumluluktur.

‎Çünkü Abdülhamid’i doğru okumadan,

‎Osmanlı’nın sonunu,

‎Cumhuriyet’in başlangıcını,

‎Bugünün Orta Doğu’sunu anlamak mümkün değildir.

‎Bugün Abdülhamid’e baktığımda;

‎Hatasız bir kahraman değil,

‎Ama zor bir dönemin sorumluluğunu omuzlamış bir devlet adamı görüyorum.

‎Belki en büyük talihsizliği,

‎Yaşarken anlaşılmamasıydı.

‎Belki de en büyük mirası,

‎Öldükten sonra bile hâlâ konuşuluyor olması.

‎Bugün, Sultan Abdülhamid Han’ı yargılamadan, 

‎sloganlara hapsetmeden;

‎taşıdığı ağır sorumluluğu,

‎ödediği bedeli ve bu millete bıraktığı mirası hatırlıyorum.

‎Rahmetle, saygıyla ve minnetle anıyorum.

‎Mekânı cennet, 

‎bıraktığı izler daim olsun...

 

Vesselam...

 

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.