Günlerdir siyasetin, televizyon ekranlarının ve sosyal medyanın en çok konuştuğu başlıklardan biri “Çerçeve Yasa”…
Kimi umutla bakıyor, kimi endişeyle…
Kimi “Artık analar ağlamasın” diyor, kimi “Geçmişte yaşananların hesabı ne olacak?” diye soruyor.
Bence asıl mesele tam da burada başlıyor.
Çünkü bu ülkenin insanı yıllardır terörün acısını yaşadı. Askerini, polisini, öğretmenini, vatandaşını kaybetti. Evlatlarını bayraklara sarılı tabutlarla uğurlayan aileler oldu. Daha dün gibi hatırladığımız acılar var.
Dolayısıyla bugün “Terörsüz Türkiye” hedefinin konuşulması, elbette küçümsenecek bir mesele değildir.
Ben bir vatandaş olarak terörün bitmesini isterim.
Silahların susmasını isterim.
Bir annenin evladını askere gönderirken korkmamasını isterim.
Bir babanın telefon çaldığında kötü bir haber alma endişesi yaşamamasını isterim.
Çocukların terör haberleriyle değil, gelecek hayalleriyle büyümesini isterim.
Ama bir şeyi de unutmadan…
Barış, hafızasızlık değildir.
Terörün sona ermesiyle birlikte geçmişte yaşanan acıların üzeri örtülmemelidir.
Şehit ailelerinin, gazilerin ve yıllarca terörün gölgesinde yaşamış vatandaşların vicdanı bu sürecin dışında bırakılmamalıdır.
Çünkü Türkiye'nin ihtiyacı sadece silahların susması değil; aynı zamanda toplumun büyük bölümünün gönül rahatlığıyla “Evet, artık gerçekten yeni bir sayfa açılıyor” diyebilmesidir.
Bu noktada, devlet aklını ve siyasi sorumluluğu önceleyen duruşuyla Milliyetçi Hareket Partisi Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sürece dair ortaya koyduğu hassasiyet ve “Terörsüz Türkiye” hedefini merkeze alan yaklaşımı da siyaset üstü bir devlet adamlığı örneği olarak dikkat çekmektedir. Bahçeli’nin bu konuda sergilediği kararlı ve yapıcı tutum, meselenin milli birlik ve beka perspektifiyle ele alınmasına önemli bir katkı sunmaktadır.
Çerçeve Yasa'nın kabul edilmesiyle birlikte artık önümüzde daha zor bir dönem var.
Kanunun nasıl uygulanacağı…
Kimleri kapsayacağı…
Devletin güvenlik hassasiyetlerinin nasıl korunacağı…
Şehit ailelerinin ve gazilerin hukukunun nasıl gözetileceği…
Ve en önemlisi, Türkiye'nin birlik ve beraberliğinin nasıl daha da güçlendirileceği…
Bunların tamamı kamuoyuna açık, anlaşılır ve şeffaf biçimde anlatılmalıdır.
Çünkü milletin kafasında soru işareti bırakacak hiçbir süreç, kalıcı toplumsal huzur sağlayamaz.
Benim beklentim çok net:
Türkiye güçlensin.
Terör bitsin.
Silahlar tamamen sussun.
Çocuklarımızın geleceği terörün gölgesinden kurtulsun.
Ama bunu yaparken şehitlerimizin hatırası da, gazilerimizin hakkı da, bu ülkenin birlik ve bütünlüğü de tartışmanın dışında tutulmasın.
Bizim birbirimize düşman olmaya değil, birbirimizi anlamaya ihtiyacımız var.
Türk'üyle, Kürt'üyle, Alevi'siyle, Sünni'siyle, doğusuyla, batısıyla hepimiz aynı ülkenin insanlarıyız.
Malatya'dan baktığımda benim gördüğüm Türkiye budur.
Depremde aynı enkazın başında omuz omuza duran insanlarız.
Aynı sofrada ekmeğimizi paylaşan insanlarız.
Aynı bayrağın altında yaşayan insanlarız.
Bu nedenle Türkiye'nin önüne gelen her tarihi fırsat, siyasi hesapların üzerinde değerlendirilmelidir.
Ben ne körü körüne desteklemekten yanayım ne de daha ne olduğunu anlamadan reddetmekten.
Önce devletin güvencesini, milletin vicdanını ve yasanın uygulamasını görmek gerekir.
Çünkü bu mesele bir siyasi partinin meselesi değildir.
Bu mesele Türkiye'nin meselesidir.
Eğer gerçekten terör sona erecekse, eğer gerçekten silahlar bir daha konuşmayacaksa, eğer gerçekten çocuklarımız daha güvenli bir ülkede yaşayacaksa, bunun adı ne olursa olsun ben buna karşı çıkmak için değil, doğru şekilde gerçekleşmesini istemek için konuşurum.
Ama aynı cümleyi tekrar etmek zorundayım:
Barış istiyorsak hafızamızı kaybetmemeliyiz.
Şehitlerimizi unutmadan geleceğe bakmalıyız.
Geçmişin acılarını inkâr etmeden yeni bir gelecek kurmalıyız.
Ve bunu yaparken Türkiye Cumhuriyeti'nin üniter yapısından, milletimizin ortak değerlerinden ve devletin güvenliğinden asla taviz verilmemelidir.
Çünkü benim hayalim;
Terörün olmadığı,
Çocukların korkmadığı,
Annelerin ağlamadığı,
Şehit haberlerinin gelmediği,
İnsanların kimliği, kökeni ya da düşüncesi üzerinden birbirine düşman edilmediği,
Güçlü, huzurlu ve gerçekten bütünleşmiş bir Türkiye'dir.
Çerçeve Yasa'nın önümüzdeki dönemde ne getireceğini hep birlikte göreceğiz.
Ama benim dileğim basit:
Bu kez kazanan bir siyasi parti değil, Türkiye olsun.
Ve eğer gerçekten yeni bir sayfa açılacaksa, o sayfaya hem geleceğin umudunu hem de geçmişin hatırasını birlikte yazalım.
Vesselam...
.jpg)







