reklam reklam
ALTIN
 
DOLAR
 
STERLİN
EURO
 

reklam

Yalanın Ardındaki Psikolojik Gerçekler!

İSTANBUL (MHA) - Yalan söylemenin çoğu zaman sanıldığı gibi kötülükten kaynaklanmadığını belirten uzmanlar, korku ve kendini koruma ihtiyacından doğabildiğini söylüyor. 

29 Ocak 2026 13:48
Yalanın Ardındaki Psikolojik Gerçekler!

Yalanların genel olarak üç kategoride toplanabileceğini aktaran Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Çatışmadan kaçmak ve kırmamak için söylenen beyaz yalanlar, korkuyla kendimizi korumak için söylenen savunma amaçlı yalanlar ve karşı tarafı bilerek yönlendirmek için söylenen planlı ve tehlikeli olan manipülatif yalanlar.” Dedi.

 

Manipülatif yalancıların empati yeteneklerinin genellikle düşük olduğuna ve suçluluk duymadıklarına işaret eden Tunçel, yalan söyleyen birinin nasıl anlaşılacağı hakkında şunları söyledi:

 

“Tek bir işaretten yola çıkarak birinin yalan söylediğini anlamak mümkün değil ve yanıltıcı olabilir. Her şey bağlamına göre değerlendirilmeli. Örneğin, en büyük mitlerden biri göz kaçırmaktır. Bir kişi sadece yalan söylediği için değil; utangaç olduğu, kaygı duyduğu veya otorite karşısında gergin hissettiği için de gözlerini kaçırabilir.

 

Yalanın en büyük düşmanı zamandır. Hikaye zamanla detay değiştirir, çelişkiler ortaya çıkar. Gerçek olaylar zihinde bir bütünken, yalanlar puzzle parçaları gibi kopuk kalır. Sonuç olarak tutarsızlıklar ortaya çıkar. Beyin ya inandırıcı olmak için sizi detaylara boğar ya da konuyu kapatmak için kaçamak, tek kelimelik cevaplar verir. Duygusal tepki uyumsuzluğu da yalana işaret edebilir. Üzücü bir olayı gülerek veya çok donuk anlatmak gibi durumlar örnek olarak gösterilebilir. Soruyu soruyla cevaplamak, ‘sen bana güvenmiyor musun?’ gibi manipülatif çıkışlar odağı kendinden uzaklaştırma, bir dikkat saptırma yöntemidir.”

 

Çoğu zaman kötülükten değil, çaresizlikten yalan söyleniyor!

 

Yalan söylemeyi anlamaktan daha önemlisinin kişinin kendini neden yalan söylemek zorunda hissettiği olduğuna dikkat çeken Klinik Psikolog Tuğçe Tunçel, “Güvenin olduğu yerde yalan azalır, maskeler düşer. Kendimize şu soruyu sormalıyız: ‘Ben insanlara dürüst olabilecekleri güvenli bir alan açabiliyor muyum?’” dedi.

 

Yalanın çoğu zaman kötülükten değil, çaresizlikten kaynaklandığını bilmenin öfkemizi dindirebileceğini kaydeden Tunçel, “Elbette bu her yalanı onaylamak anlamına gelmez. Anlamak, onaylamak değildir; ancak karşımızdakine anlaşıldığını hissettirmek ilişkiyi iyileştirmek için en önemli ilk adımdır.” diyerek sözlerini tamamladı.

Yorumlar
Adınız
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.