Mehmet DEMEZ – Uzman Klinik Psikolog
Her şeyin saniyeler içinde değiştiği, çığlıkların yükseldiği o sabah…
Soğuk havada sessiz ama umut dolu bekleyişler…
Bu bekleyişe umut olmak için sahada canla başla mücadele eden ekipler…
Mucize kurtarılışlar kadar, kayıplar ve bir daha geri gelmeyecek olanlar…
Aradan tam 1095 gün geçti.
Kayıpların, yasların ve travmaların yaşandığı koca bir üç yılı geride bıraktık.
Bu büyük afet yalnızca binaları ve şehirleri değil, insanlarımızın ruh sağlığını da derinden etkiledi. Evler, işler, sevdiklerimiz kaybedildi. Çaresizlik yoğun bir biçimde hissedildi. Yaşanan travmalar, birçok bireyin yaşamında kalıcı izler bıraktı.
Yıldönümleri, Zihnin ve Kalbin Hatırladıklarıdır
6 Şubat’ın üçüncü yılı yaklaşırken; afet yıldönümlerinde yaşanan olayların etkisi yeniden zihnimizde canlanabilir.
Acılar yeniden depreşebilir, deprem anına dair görüntüler ve duygular kalbimizde tekrar yer bulabilir.
İnsan zihni, deprem gibi hayati olayları ve bu anlarda yaşananları güçlü biçimde kaydeder. Bu nedenle afetle ilişkili birçok durum, özellikle yıldönümlerinde tetikleyici olabilir. Korku, kaygı, özlem, öfke ve çaresizlik duyguları yeniden hissedilebilir.
Her birey yaşadıklarını kendi hayat öyküsü üzerinden hatırlar ve yaşar. Bu durum son derece doğaldır.
Afet yıldönümlerinde;
Korku ve kaygı tepkileri,
Kaybedilen yakınlara ve yıkılan evlere dair özlem,
Hâlâ tamamlanmamış hayatlara dair öfke,
Depremi hatırlatan mekânlara karşı artan hassasiyet görülebilir.
Bu dönemde konuşmak, duyguları paylaşmak ve hatta ağlayabilmek, ruhsal açıdan sağaltıcıdır.
Duyguların Altındaki İhtiyacı Görmek
Hissedilen bu yoğun duyguların altında; duyulma, desteklenme ve teselli edilme ihtiyacı vardır.
Bu ihtiyacı fark etmek, insanları dinlemek ve birlikte çözüm üretmek için harekete geçmek büyük önem taşır.
Afet Yıldönümlerinde Neler Yapılabilir?
Afet yıldönümlerinde düzenlenen anma etkinliklerinin ruhsal açıdan olumlu etkileri bulunmaktadır. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar şunlardır:
Mezarlık ziyaretleri, anma programları ve organizasyonlar planlı ve zamana yayılmış şekilde yapılmalıdır.
“Yalnız değilsiniz” duygusu öncesiyle, anıyla ve sonrasıyla hissettirilmelidir.
Engelliler, çocuklar, yaşlılar ve hâlâ konteynerlerde yaşayan bireyler mutlaka bu etkinliklere dahil edilmelidir.
Psikososyal destek toplantıları, forumlar, sergiler ve sohbet ortamları oluşturularak dayanışma duygusu güçlendirilmelidir.
Herkesin inanç ve değerlerine uygun anma ritüelleri (dualalar, mevlitler, lokmalar, yemekler) gerçekleştirilebilir.
Deprem sonrası sahada uzun süre (yaklaşık 2,5 yıl) psikososyal destek hizmeti sunan meslek profesyonelleri unutulmamalı, emekleri için teşekkür edilmelidir.
Bu etkinliklerin, herkesin katkı sunduğu, birlik ve dayanışma ruhu içinde gerçekleşmesi son derece anlamlıdır.
6 Şubat: Yas Kadar Dayanışmanın da Adıdır
6 Şubat, büyük bir yas olduğu kadar, aynı zamanda dayanışmanın adıdır.
Bu acı hepimizin ve biz hep birlikte daha güçlüyüz.
6 Şubat’ta kaybettiğimiz tüm canları özlemle, sevgiyle ve saygıyla anıyorum.
Hoşça bakın zatınıza…


Direksiyon Hakimiyetini Kaybeden Sürücü Sulama Kanalına Uçtu
Başkan Sadıkoğlu’ndan 6 Şubat mesajı
Fedakârlığın, Davanın ve Kardeşliğin Adı: Malatya Ülkü Ocakları
3 Gün Önce Taşındığı Evde Ölü Bulundu





