Sami Er’in Üzerine Neden Bu Kadar Gidiliyor?
Malatya enkazın izlerini silmeye, yeniden ayağa kalkmaya çalışırken Sami Er’i tartışmaların merkezine yerleştirmek ne kadar doğru? Şehrin geleceği için verilen mücadeleyi görmeden yapılan eleştiriler, Malatya’nın asıl gündemini gölgelemiyor mu?

Böylesine zorlu bir dönemde Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er’in ortaya koyduğu yönetim anlayışını, attığı adımları ve yürüttüğü çalışmaları tartışmak elbette mümkündür. Hatta bu, demokratik hayatın doğal bir gereğidir. Ancak insanın aklına şu soru da geliyor: Malatya’nın yeniden inşası sürerken neden tartışmaların odağında sürekli Sami Er var?
Bir belediye başkanını eleştirmek kolaydır. Asıl mesele, o eleştirinin şehrin hangi sorununa çözüm ürettiği ve Malatya’nın geleceğine ne kattığıdır.
Sami Er yalnızca bir belediyeyi yönetmiyor
Sami Er’in görevi, sıradan bir belediye başkanlığından ibaret değil. Karşısında yalnızca rutin belediye hizmetlerinin yürütüleceği bir şehir bulunmuyor. Depremin ağır hasar verdiği, ekonomik ve sosyal hayatın yeniden canlandırılmasına ihtiyaç duyan, vatandaşlarının geleceğe güvenle bakmasını bekleyen bir Malatya var.
Bu nedenle ortaya konulan çalışmaları değerlendirirken şehrin içinde bulunduğu şartları görmezden gelemeyiz.
Yol yapmak, altyapıyı yenilemek, su ve kanalizasyon sorunlarını çözmek, gençlere spor alanları kazandırmak, kütüphaneler açmak, kültürel etkinliklerle şehrin sosyal hayatını canlandırmak… Bunların hiçbiri tek başına Malatya’nın bütün sorunlarını çözmez. Ancak bir şehrin yeniden ayağa kalkması, bütün bu başlıkların aynı anda ele alınmasını gerektirir.
Sami Er’in önündeki temel sorumluluk da tam olarak budur: Bir yandan günlük belediye hizmetlerini sürdürmek, diğer yandan deprem sonrasında yeni bir şehir hayatının oluşmasına katkı sağlamak.
Üstelik bu mücadele yalnızca bugünü değil, Malatya’nın önümüzdeki yıllardaki kimliğini de ilgilendiriyor.
Peki, rahatsızlık nereden kaynaklanıyor?
Burada asıl üzerinde durulması gereken konu, eleştirinin kendisinden çok, Malatya’da nasıl bir tartışma ikliminin oluştuğudur.
Siyasette her yönetici eleştirilir. Yaptığı hizmetler beğenilmeyebilir, kararları yanlış bulunabilir, projeleri yetersiz görülebilir. Bunların hepsi olağandır. Fakat bir şehirde yürütülen tartışmaların tamamı kişilerin etrafında dönmeye başladığında, hizmetlerin ve sonuçların geri plana itilmesi tehlikesi ortaya çıkar.
Sami Er’e yönelik eleştiriler de bu açıdan değerlendirilmelidir.
Ortada somut bir eksiklik varsa konuşalım. Tamamlanmayan bir yatırım varsa nedenini soralım. Vatandaşın mağduriyetine yol açan bir uygulama varsa hesabını isteyelim. Kamu kaynaklarının kullanımında soru işareti doğuran bir durum varsa belgeleriyle ortaya koyalım.
Ancak bütün bunların ötesinde, tartışmayı yalnızca Sami Er’in şahsına indirgemek Malatya’ya ne kazandıracak?
Bir belediye başkanının başarısı, hakkında kaç eleştiri yayımlandığıyla değil, yönettiği şehirde hangi sorunları çözdüğüyle ölçülür. Aynı şekilde başarısızlığı da eleştirilerin çokluğuyla değil, ortaya konulan somut sonuçlarla değerlendirilmelidir.
Dolayısıyla mesele Sami Er’i sevmek ya da sevmemek değildir. Mesele, Malatya için yapılanları hakkaniyetli bir ölçüyle değerlendirebilmektir.
Malatya’nın yeniden ayağa kalkması yalnızca betonla mümkün değil
Depremin ardından Malatya’nın ihtiyaçları uzun süre konutlar, iş yerleri ve altyapı üzerinden konuşuldu. Bu son derece doğal. İnsanların önce güvenli bir eve, esnafın iş yerini açabileceği bir ortama, şehrin de sağlam bir altyapıya ihtiyacı vardı.
Fakat bir şehri şehir yapan yalnızca binaları değildir.
Gençlerin ders çalışabileceği kütüphaneler, çocukların spor yapabileceği tesisler, ailelerin vakit geçirebileceği sosyal alanlar, sanatın ve kültürün yaşatıldığı etkinlikler de bir o kadar önemlidir.
Malatya’da kütüphane yatırımlarının, spor tesislerinin, kültürel organizasyonların ve fuarların gündeme gelmesi bu nedenle anlamlıdır. Çünkü depremden etkilenen bir toplumun yalnızca fiziksel mekânlara değil, sosyal hayata ve yeniden birlikte yaşama duygusuna da ihtiyacı vardır.
Şehir yeniden canlanacaksa çarşıları kadar meydanları, yolları kadar kültür merkezleri, altyapısı kadar gençlerinin hayalleri de önemsenmelidir.
Elbette yapılan her yatırımın karşılığı sorgulanmalı; harcanan paranın, ayrılan kaynağın ve ortaya çıkan sonucun hesabı verilmelidir. Fakat hizmetleri değerlendirirken bunların hangi ihtiyaca karşılık geldiğini de görmek gerekir.
Malatya’nın yeniden ayağa kalkması, birbiriyle bağlantılı pek çok çalışmanın başarıya ulaşmasına bağlıdır.
Eleştiri hakkı başka, şehrin gündemini kişiselleştirmek başka
Yerel basının görevi bellidir: Vatandaşın sorunlarını gündeme taşımak, kamu yöneticilerine soru sormak ve gerektiğinde yanlışları ortaya çıkarmak.
Bu görev, hiçbir makamın gölgesinde kalmamalıdır. Sami Er de dâhil olmak üzere bütün kamu yöneticileri eleştiriye açık olmalı, yaptıkları işlerin hesabını verebilmelidir.
Ancak gazetecilikte de ölçü, sorumluluk ve hakkaniyet önemlidir. İddialar somut dayanaklarla ortaya konulmalı, yorum ile bilgi birbirinden ayrılmalı ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi esas alınmalıdır.
Bir belediye başkanının eleştirilmesi tek başına yanlış değildir. Yanlış olan, eleştirinin yerine kişisel husumeti koymak; somut sorunları tartışmak yerine tartışmayı kişiler üzerinden sürdürmektir.
Aynı şekilde, eleştirel yayın yapan basın kuruluşlarını peşinen haksız görmek de doğru değildir. Her iddia kendi dayanakları üzerinden değerlendirilmelidir.
Kamu kaynaklarının medya ve tanıtım faaliyetlerinde nasıl kullanıldığı da bu çerçevede şeffaf biçimde açıklanmalıdır. Bu konuda ne gazetecilere yönelik dayanaksız suçlamalara ne de kamu yönetiminin denetimden uzak tutulmasına yer vardır.
Çünkü hem belediyenin hem de basının güvenilirliği, kamuoyuna karşı taşıdıkları sorumluluğu yerine getirmelerine bağlıdır.
Sami Er’in hesabı polemikle değil, hizmetle görülmeli
Sami Er’in yönetimini eleştirmek isteyenler elbette eleştirebilir. Ancak bu eleştirilerin Malatya’nın gerçek sorunlarına temas etmesi, çözüm önerileri içermesi ve somut verilerle desteklenmesi gerekir.
Aynı ölçü Sami Er için de geçerlidir. Yapılan yatırımların tamamlanma durumu, vatandaşlara sağladığı fayda, bütçenin kullanım biçimi ve verilen sözlerin ne ölçüde yerine getirildiği açıkça ortaya konulmalıdır.
Böyle bir değerlendirme, kişisel kanaatlerden çok daha değerlidir.
Çünkü Malatya’nın bugün ihtiyacı olan şey, bir kişinin bütün kararlarının sorgusuz sualsiz savunulması değil; şehrin geleceğine katkı sunan işlerin desteklenmesi, eksiklerin de kararlılıkla dile getirilmesidir.
Sami Er’in başarılı olup olmadığına karar verecek olan da yalnızca onu eleştirenler veya destekleyenler değildir. Asıl ölçü, Malatya’da yaşayan insanların hayatında meydana gelen değişim ve ortaya çıkan sonuçlardır.
Malatya’nın kaybedecek zamanı yok
Malatya hâlâ büyük bir dönüşümün içinde. Esnafın güçlenmeye, gençlerin geleceğe güvenle bakmaya, vatandaşların sosyal hayatın yeniden canlanmasına ihtiyacı var. Şehrin önünde çözülmesi gereken çok sayıda sorun bulunuyor.
Böyle bir dönemde enerjimizi kişisel tartışmalara mı harcayacağız, yoksa Malatya’nın geleceğini ilgilendiren meselelere mi odaklanacağız?
Bu sorunun cevabı, yalnızca Sami Er’in siyasi geleceği açısından değil, şehrin ortak geleceği açısından da önem taşıyor.
Bir belediye başkanının yanlışını söylemek şehre düşmanlık değildir. Aynı şekilde, yaptığı doğru işleri teslim etmek de siyasi bağlılık anlamına gelmez. Önemli olan, değerlendirmeyi kişilere göre değil, ortaya çıkan sonuca göre yapabilmektir.
Sami Er’in Malatya için attığı adımların karşılığı varsa bunu teslim etmek gerekir. Eksiklikler varsa bunları da açıkça konuşmak gerekir. Fakat her tartışmayı bir kişiyi yıpratma yarışına dönüştürmek, Malatya’nın hangi sorununu çözecektir?
Bugün Malatya’nın ihtiyacı, tartışmaların hiç yaşanmadığı bir şehir değil; tartışmaların şehre fayda sağladığı bir anlayıştır.
Sami Er eleştirilebilir, sorgulanabilir ve gerektiğinde hesap vermesi istenebilir. Ancak bütün bunlar yapılırken Malatya’nın yeniden ayağa kalkma mücadelesi gözden kaçırılmamalıdır.
Çünkü mesele yalnızca Sami Er’in ne yaptığı veya ne yapmadığı değildir. Mesele, Malatya’nın geleceğinin hangi anlayışla şekilleneceğidir.
Ve artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor: Malatya’nın geleceği, kimin kimi daha fazla eleştirdiğiyle değil, kimin bu şehrin sorunlarının çözümüne ne kadar katkı sunduğuyla belirlenecek.
Malatya’nın ihtiyacı polemik değil, sonuçtur. Kişisel hesaplar değil, ortak akıldır. Ve her şeyden önemlisi, yeniden ayağa kalkmaya çalışan bu şehrin geleceğini her türlü tartışmanın üzerinde tutabilmektir.
Vesselam...
Yorumlar 0
Bu yazıya henüz yorum yapılmamış.